Hikmet Kutlu


Burası Hollanda ve rahmetli Hikmet Kutlu'nun evi,  lakabıyla bekçibaşı Yakub'un oğlu Berber Hikmet. Kendisi uzun zamandır Kaman'da berberlik yaptıktan sonra, o da diğerleri gibi Hollanda'ya çalışmak üzere işçi olarak gitmişti. Yıl 1974 Aralık ayı olsa gerekti. Babamla birlikte Hollanda'ya hem Yusuf dayımı hem de Hikmet abiyi ziyarete gitmiştik. En sağdaki gözlüklü olan Hikmet Kutlu, ortadaki ben Recep Altun ve en soldaki de babam Aziz Altun.

Şöyle bir geriye dönüp baktığımızda, yitirdiğimiz değerlerin yokluğunu hissettikçe içimin nasıl yanıp kavrulduğunu, gözlerimin yandığını ve burun direklerimin sızladığını anlatamam. 

Recep Altun Kaman-Kırşehir

Nizamettin Gök


Yıl 1978, toplanma nedenini tam hatırlayamadığım arkadaşlarımla toplu halde görülmekteyiz. Büyük bir ihtimalle arkadaşlarımdan Nizamettin Gök'ün nişan merasimi olabilir. Fakat arkamızda yer alan evi ve bulunduğumuz mahalleyi bir türlü çıkaramadım. Ancak, burasının  Sarıuşağı mahallesi, Kale sokak olduğunu ve arkamızda yer alan evin de Hemitli Ramadan'ın evi olduğunu sanıyorum.

Fotoğrafta yer alan arkadaşlarımın tanıtılmasına gelince; En sağ baştan ayaktakiler: Saffet Sarışık, Nevzat İri, Bayram Kırıklar, Nizamettin Gök, (Çıkaramadım), Muammer Bulduk, Yaşar Gök, rahmetli Selami Sarışık ve arka pozisyonda eli arkasında duran Nizamettin'in dayısının oğlu Hüseyin Tapan.


En sağ başta oturanlar: Şevket Şahin, rahmetli Abdurrahman (Çavuş) Atçeken, Çelebi Çiğdem, Cuma Atçeken ve ben Recep Altun.

Sap Palas


1984 yılı Temmuz ya da ağustos ayı içerisindeydi. Annemin Mehmet amcasının oğlu Necati Kunç Almanya’dan izinli gelmişti. Arkadaşlarımdan; Bekçi Şakir’in oğlu Muammer Bulduk ve Cesari Mehmet’in oğlu Tuncay Değirmencioğlu ile birlikte Tuncay’ın Kırşehir yolu üzerinde Darıözü mevkinde bulunan meşhur Sap Palas’ına gitmiştik. Ağzınıza layık orada çok güzel bir piknik yapmıştık. Bu piknikle ilgili Necati abim tarafından çekilen fotoğrafımız yukarıda görülmektedir. Üzerinde kahverengi süveteri olan Tuncay, ortadaki Muammer ve onun yanındaki de benim.

Tuncay, verimli ve kanal sulamalı bu tarlasına fasulye ekerdi. Çevredeki arpa ve buğday tarlalarının biçilmesi sonucu başaklardan kalan saplarla kendine tarlasının her tarafını gözetebileceği yüksekçe bir yere içinde misafirlerini de ağırlayabileceği büyüklükte bir alaçık (*) yapmıştı. Alaçığını da, telis torbalara bastığı saplarla minder ve yastık yaparak döşemişti. Bu nedenle buraya “Sap Palas” ismini vermiştik.

Necati abim, bize resmi Almanya’dan postaladığında, kartın arkasına 03.09.1984 tarihini atmış. Bu tarih, muhtemelen resmi bize gönderdiği tarih olabilir. İşte, o günler sanki hiç yaşanmamış gibi yalan oldu gitti. Elimizde kalan bu fotoğrafa bakarak; yalan olan o günleri, hafızalarımızdaki kalan izlerinden tekrar yaşamanın tadına varıyoruz.

(*) Alaçık: Üzeri dal veya hasırla örtülen çoban evi, tarla, bostan, bağ kulübesi, çardak.

Recep Altun Kaman-Kırşehir