Halil Orman


Kaman ilçesi Yelek beldesinde sakallıların rahmetli Halil Orman. Biz ona Koca derdik. Vildan Orman'ın kocası olur. Allah rahmetiyle muamele eylesin, yattığı yer nur ve makamı cennet olsun. Çok iyi bir insandı. Yelek köyünde yoksulluktan ve fukaralıktan  gözünü açamayanlar başta Almanya olmak üzere, 1960 yıllarından itibaren yurt dışına işçi olarak  gittiler de,  fakirlikten kurtuldular. Rahmetlik Koca'da Almanya'ya giderek fukaralıktan kurtulanlar arasındaydı.

Yıldırım Karagöz


Karagözlerin Ali Efendinin oğlu Yıldırım Karagöz'ü, eski pazar yerindeki  kundura tamir atölyesinde görmektesiniz.

Bekir Altun


Köseoğullarından; en büyük dedemiz Mehmet Köseoğlu, onun oğlu Hacıali ve onun oğlu Osman ve onun oğlu Mustafa, Bekir Altun'un babasıdır. Bekir Altun oğlu Yusuf ile birlikte "Zafer Berber" dükkanlarında görülmektedirler.

Adem Aydın



Esefin Ahmed'in oğlu Adem Aydın'ın bakkal dükkanından bir görünüm. Dükkanın müdavimlerinden Aziz Altun ile bir mal servisi yapan şahıs otururlarken görülmektedirler. Aziz Altun'un sabah saat 10:00 gibi geldiği ve ikindi namazına kadar kaldığı ve namazı  müteakip ayrıldığı yerdir burası. Bir zamanlar Aziz Altun bu dükkanda bakkallık yapmıştı.

Köseoğlu Gıda Pazarı


Fotoğrafta gördüğünüz simalar yabancı değil, sağdaki bıyıklı olan Köseoğullarından Bakırbaşların İbrahim'in oğlu Aziz Altun, onun yanındaki ise Kocaman'lardan ayakkabıcı Ali'nin oğlu  Osman Kocaman'dır. Aziz Altun;  İstiklal caddesindeki mülkiyeti Esef'in sıvacı Ahmed'e ait olan dükkanında bakkallık yapmaktadır.


Dükkanın genel bir görünümü için bu fotoğraf ta yazıya ilave edilmiştir. Dükkanın giriş kapısında duran Aziz Altun'un oğullarından Gürbüz Altun'dur. O yıllarda Kaman Lisesinde öğrenci olan Gürbüz boş zamanlarda dükkanı bekleyerek babası Aziz'e yardımcı olmaktadır.


Müşterisine "sigarayı bırak, her gün sana bir avuç leblebi vereyim!" diyen bir zihniyet ticaret yaparak, ondan ekmek yiyebilir mi? Malesef yiyemez ve elindeki işi de kaybeder. Malesef, Aziz Altun'da ticaret hayatında başarısız olarak Almanya'da kazandığı sermayesini bu dükkanda bitirmiştir.

Stüdyo Gaye


Yıl 1978, o yıllarda kaman'da ikamet edip te Stüdyo Gaye'yi bilmeyeniz yoktur. Çünkü, 1978 yılından beri Kaman'da tek bant kayıt stüdyosu olarak, "Stüdyo Gaye" vardı. Bu bant kayıt stüdyosunun hikayesi öyle uzun ki, burada söz konusu hikayenin tamamını yazmak mümkün değil, ciltler dolusu roman olacak bir hikaye bu.

Karadeniz Ereğli Demir Çelik fabrikasında çalışan Hasan Hüseyin Altun. Fabrikadan çıkışını ve tazminatını alır ve baba ocağı olan Kırşehir ili Kaman' ilçesine gelir ve yerleşir. Kafasında oluşturduğu bant kayıt stüdyosunu Kaman'da kurmak ve hemşehrilerine burada kaliteli bir hizmet vermek ister. Fabrikadan aldığı tazminatı ile bant kayıt stüdyosunu, Ömerhacılı caddesinde bulunan ve mülkiyeti Safalara ait olan fotoğrafta görülen dükkanda kurar.

Dükkanın tabelasını da,  kardeşi Gürbüz yazmıştı. Aynı zaman da ağabeyi Hüseyin'e de yardım ederdi. İşler çok iyi gitmekteydi. 1978 yılında İbrahim Tatlıses  "Ayağında Kundura" , İzzet Altınmeşe "Esmerim", Ferdi Tayfur "Çeşme", Bülent Ersoy "Kumrular Gibi" türkü ve şarkılarıyla müzik dünyasının zirvesindedirler. İşler öyle yoğundur ki, elindeki mevcut cihazlarla bant kayıt siparişlerini zamanında müşterilerine  teslim edebilmek için gece gündüz çalışmak zorundadır. Nitekim de öyle oldu, geceleri kardeşi Gürbüz'de ona yardım ederek siparişleri yetiştirmeye çalışırdı.

Her ay Ankara'ya gider, müzik piyasasında tutulan müziklerle ilgili yeni çıkan "long_play" yani Türkçe karşılığıyla uzun çalar ve 45'lik plakları ile birlikte boş ve orijinal dolu bant kasetleri alır gelirdi. Dışarıya konulan küçük bir hoparlör ile de yeni parçalar seslendirilerek işin reklamı yapılırdı.

Uzun süre çalışan dükkan,  H.Hüseyin Altun'un Hırfanlı Barajı'nda tesviyeci olarak işe başlamasıyla  nihayet kapatıldı. Herkesin hafızasında Stüdyo Gaye olarak kalan bant kayıt stüdyosu da böylece tarih olmuştu...