Arap Karagöz



Fotoğraf karesinde, "Berber Arap" lakaplı Arap Karagöz ve ailesini görmektesiniz. her ne kadar berber dense de ben Arap amcayı hiç berberlik yaparken görmedim. O her çarşamba günü torunları ile beraber pazar yerine tezgah açardı. Burada tülbent, eşarp, yazma, iç çamaşırı, iğne, iplik vs. pazarlardı. Daha önce de köylerde çerçicilik yaparmış. Bunlar daha çok hak karşılığı köylere giderler ve köylerde seyyar berberlik yaparlarmış. Bir yıl tıraş ederler o yılın sonunda köylü elde ettiği hasadından buğday verirmiş. O zamanın berberleri aynı zamanda diş de çekerlerdi. Ağrıyan dişiniz olduğunda tek müdahale edecek uzman bunlar vardı. Nerede o zamanlar diş doktoru... Hem de ne diş çekerlerdi uyuşturmadan bir düşünsenize. Ayrıca sarılık hastalığınız varsa ve bu gözlerinize sirayet etmişse burnunuzun kaşlarınızla birleştiği yere bir jilet atarak hafifçe keserlerdi. Oradan akan kan, sizi bu göz sarılığından kurtarmış oluyordu. Çünkü bu müdahale aynı bana da rahmetli Arap amca tarafından uygulandı. Hala jilet izi iki kaşımın arasında durur. Daha başka ne uzmanlıkları varsa, ben ancak bu kadarını biliyorum. Belki ufak tefek operasyonları bile yapıyorlardı. Fototğraf karesinde  eşi, gelini, kızı oğlu ve resimde yer almayan bir başka oğlundan torunu yer almaktadır.

Haydar Patır


Fotoğraf karesinde yer alan arkadaşım Haydar Patır, namı diğer "Fandili". Rahmetli Yusuf Patır'ın oğlu.


Haydar İstanbul'a gitti. Aşçılığı öğrenmiş Tahtakale-İstanbul Uzun Çarşı Anadolu Lokantasında çalışırken, İstanbul'da çekilmiş fotoğrafını görmektesiniz.


Haydar'ı asker ağabeyi Necati ile birlikte görmektesiniz.

Enver Karagöz


Fotoğraf karesinde yer alan bizim meşhur Aşık Enver Karagöz'dür. Enver olmak bir ayrıcalıktır. Her kes Enver olamaz! Biz bile Enver olmak için birbirimizle yarışır ederdik. Enver'leşebilmek için onun meşhur kundura tamir dükkanına giderdik. Onun kundura tamir dükkanı hemen evlerinin bitişiğindeydi.

Enver Karagöz'ü aşık eden bendim. Ona bir mandolin vermiştim. Arkadaşım Enver bu mandolin ile müziğe başlamıştı. Daha sonra bağlama çalmaya başlayarak derya deniz oldu bizim Enver.  Hem de bu işi öyle ilerletmişti ki, sazının tüm elektronik devrelerini bizzat kendi imal ederdi. Enver azimli, sabırlı ve işine inat bir ustaydı. Allah selamet versin. Şimdi Kaman'da ikamet etmekte ama, artık kundura tamirciliği ile uğraşmıyor.


Ve Aşık Enver arkadaşımız askere gitti. Acemi birliği Ankara Muhabere Okulunun Tls.Tb.Krp.Bl. idi. Vay Enver'im vay, esas askerlik,  askerden geldikten sonra başlayacaktı. Ama bundan hangimizin haberi oldu ki, Enver'in olsun!..


Enver Karagöz'ün nişanlı olduğu bir dönemde çekilmiş fotoğrafını görmektesiniz. Enver, bağlama işine o kadar hasta olmuştu ki, bağlamanın Aynştayn'ı diyebiliriz. Bu nedenle ona arkadaşları "Aşık" ünvanını vermişlerdi. Kimse Enver diye hitap etmez, hep ona "aşık" diye hitap ederlerdi.


Ve nihayet arkadaşımız Aşık Enver'de evlenerek, bu dünyanın muradına erdi.